destek@sayedraterapi.com
destek@sayedraterapi.com

Sayedra Terapi > Blog > Çocuklarda Yaşanan Yas Süreci

Çocuklarda Yaşanan Yas Süreci

Çocuklarda Yaşanan Yas Süreci

Çocuklarda Yaşanan Yas Süreci Yas; çok boyutlu bir kavram olmakla birlikte hayatımızda yaşamış olduğumuz duygusal bir süreci ifade etmektedir. Bu süreçler; sevilen birini ölüm sonucunda kaybetmek, boşanma, taşınma, yeni bir düzen kurulması gibi yaşamdaki önemli değişiklikler olabilmektedir. Bu yazıda bahsedilecek boyut ise; çocukların hayatlarında sevdikleri birini ölüm nedeniyle kaybetmeleri sonucunda yaşamış oldukları yas sürecinin anlatımı şeklinde aktarılacaktır. Dolayısıyla bu çalışmada yası ele alırken; çocukların sevdiği birinin kaybından (ölümünden) sonra hissettiği; duygusal uyuşukluk, inanmama, ayrılık kaygısı, çaresizlik üzüntü ve yalnızlıklarından bahsedilecektir. İnsan sevdiği birinin kaybına ilişkin olarak kaçınılmaz ve evrensel bir tepki verir. Sosyal ifadesi matem (mourning) ve kişilerarası ilişki çerçevesindeki boyutu ise yas (grief) olarak gündeme gelir. Sıklıkla profesyonel bir desteğe ihtiyaç gösteren bir kriz yaratır (Ergün, 2005). Yas bazı kaynaklarda depresyon süreciyle ifade edilse de aslında bir depresyon göstergesi değildir. Çünkü birey yas sürecinde olumsuz duygu ve düşüncelere sahip olsa da kendi yaşamına fonksiyonel olarak devam edebilmektedir. Bir yakının ölümü travmatik bir kriz olarak tanımlanabilmektedir. Travmatik bir kriz aniden ortaya çıkan, acı verdiği herkes tarafından kabul edilen; ruhsal varoluşu, sosyal kimliği, güvenliği ve hoşnutluğu tehdit eden bir durum (Ergün, 2005). Yas sürecinde belirleyici bazı durumlar bulunmaktadır. Çocuğun kaybının kaçıncı dereceden olduğu, kaybın onun yaşamındaki durumlarına etkisi, kaybedilen bireye nasıl bir bağla bağlanmış olduğu, kaybın zamanı (beklenen veya ani ölüm) gibi durumlar sürecin nasıl geçeceğini etkilemektedir. Bu dönemde süreci atlatabilmeleri adına çocuklara yardım edilmesi için öncelikle çocuğun süreci nasıl tanımladığı ve algıladığı üzerine bir bilgilenme gerçekleştirilmelidir. Toplumumuzda çocukların belirli bir yaşa kadar ölümü anlamadığı, fark etmediği gibi yanlış bilinen bir inanç yaygındır. Oysa çocuklar doğduğu andan itibaren olumlu ve olumsuz pek çok durumu ve duyguyu adını bilmese de hissedebilmektedir. Çocuğun bu durumu ölüm olarak adlandırmaması yas sürecini yaşamadığı veya olumsuz bir durum olduğunu sezmediği anlamına gelmemektedir. Burada dikkat edilmesi gereken noktalar çocukların hangi gelişim döneminde olduğu ve pek çok bireysel farklılıklara sahip olduklarıdır. Örneğin çocuk 0-2 yaş grubunda ise bağlandığı bireyin yokluğunu fark etmektedir. Çocuk için uzun süreli bir ayrılık, rahatsız edicidir ve çocuğun ağlamasına huzursuz olmasına neden olabilir. Bu noktada çocuğun yalnız bırakılmaması, düzeninin devam ettirilmesi (yemek, oyun, uyku zamanı ve yaşadığı yerin değiştirilmemesi gibi) büyük önem taşımaktadır. Rahatlaması için çocuğa ninnilerin söylenmesi, sevdiği oyuncağın verilmesi ve içten bir sarılmanın gerçekleştirilmesi önerilmektedir. 3-5 yaş aralığındaki çocuklar ise hala somut dönemde olan soyut döneme geçmemiş çocuklardır. Yani ölümü anlamlandırmaları biraz daha farklı olmaktadır. Bu nedenle çocuğa ölümü anlatırken somut örnekler vermek önem arz etmektedir. Çocuğa kaybettiği kişi kim ise onun artık yanında olmadığı ve olamayacağı aktarılmalıdır. Örneğin çocuğa açık bir şekilde kaybettiği kişiyle ilgili bir açıklama yapılabilir: “yaşamak demek; nefes almak, yürümek, koşmak, hareket etmek, kalbinin atması, konuşmak demek ama artık bunları yapamayacak, öldü ama seni çok sevecek”. Bu süreçte çocuk oyunlarında ölümü konu alabilir bu beklenilen doğal bir tepkidir. Ara ara benzer şekilde kaybını yaşadığı kişiyle ilgili ve ölümle ilgili de sorular sorabilir. Çocuğa her soruda açık ve anlaşılır bir cevap verilmesi beklenmektedir. 6-12 yaş aralığındaki çocuklar içinse ölüm kavramı artık daha anlaşılır ve gerçekçi bir hal almaktadır. Bu durum karşısında çocuklar sevdikleri kişinin artık hayatlarında olmadığı gerçeğiyle yüzleşirler ve bu onlarda korkuya sebebiyet verebilir. Ölümün sorgulanması, kendi paylarının olup olmadığını düşünebilmektedirler. Bazı çocuklar ölüm ile ilgili konuşmaktan kaçınabilir ve normal hayatına dönmek isteyebilir. Sessizliğine saygı duyulması beklenir. Bu noktada çocuğa sabırlı davranılmalı ve kendisi soru sorana kadar üstüne çok gidilmemelidir. Çocuğun hazır olduğu zamanda kendisiyle açık açık konuşulması gerekir. Mezar ziyaretlerinde kendisine eşlik edilmelidir. Duygularını yaşaması konusunda destek olunabilir (ağlama, susma, üzülme). 13-18 yaş aralığında ölümün geri dönülmez olduğu ile tanışılır, herkesin başına gelebileceği fark edilir. Tepkileri değişim göstermektedir: Umursamamak ya da aşırı üzüntü mutsuzluk hali, suçluluk, öfke, odaklanamama, günlük faaliyetlere ilginin azalması, yaşam düzeninde değişimin görülmesi gözlenebilir. Bu noktada çocuklara gereken zaman verilmedir. Çocukların iki uç tepkiden birini vermesi de mümkündür: kötü alışkanlıklara sahip olarak kendine ve çevresine zarar verebilecek davranışlar sergileme ve kendi sorumluluğundan çok daha fazlasını alarak ebeveynlerinin rolünü almak. Bu noktada çocuklara verilecek desteğin çocuğu iki uç noktadan da koruması gerekmektedir. Çocuklara birer birey olarak yaklaşım göstermek onlara daha iyi hissettirecektir. 

ÇOCUKLARIN KAYIPLAR KARŞISINDA VEREBİLECEĞİ YAS TEPKİLERİ 

a. İlk Yas Tepkileri

 Tepkiler bireysel farklılıklardan kaynaklı olarak değişim gösterse de çocukların yasının ilk aşamasında yaygın olarak şok ve inanmama durumunun gözlendiği bilinmektedir. Bu aşamada çocukların inkar etmesi gözlemlenebilmektedir. Büyük yaş grubundaki çocuklar sert cümlelerle durumu inkar edebilir ve inanmamayı sürdürebilirler. Bazı çocuklar ağlama tepkisi gösteremeyebilir bu yetişkinler için bir sorun olarak görülse de çocukların verdiği tepki normaldir. Çocuk bir süre sonra adım adım ölümü kabullenecektir. Bir diğer sık görülen tepki; korku ve itiraz. Çocuklar ölümün bir son olmasından korkabilir ve sevdiklerini birdaha görememe durumu onların daha da korkmasına sebebiyet verebilir. Bu da çocuğun uzun süreli ağlamalarıyla kendini göstermektedir. Genellikle hissizlik ve donup kalma tepkisi de kaybın ilk öğrenilen zamanında görülmektedir. Sayıca diğerlerinden daha az verilen tepki de çocukların hiçbir şey yokmuş gibi haberi öğrendikleri andan sonra hayatlarına devam etme isteğidir (Ergün, 2005). 

b. Sık Görülen Diğer Yas Tepkileri 

Burada sekiz başlıktan kısaca bahsedilecektir. Bu başlıklar; kaygı, canlı anılar, uykuya dalmada güçlük, üzüntü ve özlem, öfke ve dışa vurma davranışları, suçluluk kendini kınama ve utanç, okul sorunları ve fiziksel şikayetler. Kaygı; çocukların yaşamış olduğu kaygı ölen kişiden çok sevdiği kişiye ve kendisine yönelik olarak kendini gösterebilir. Çocuk sevdiği kişinin yanından ayrılmasını istemez yanından ayrılmasına tepki vererek huzursuz olabilir. Çocuğun buradaki kaygısı sevdiği bir diğer kişinin başına bir şey gelmesi ile ilişkilidir. Kriz durumlarında alışılmış bellekten farklı bir tür “üst bellek” oluştuğu bilinmektedir ve duyu organlarına gelen bilgilerin alışılmış olandan farklı biçimde kaydedildiği, işlendiği ve tutulduğu bir tür başkalaşmış bilinç hali söz konusu olmaktadır. Ölümle ilgili tüm görüntülerin güçlü anılar oluşturduğu bilinmektedir. Çocuklar tesadüfen bir ölüme tanık olmuşlarsa ya da ölen birinin cansız bedeniyle karşılaşmışlarsa görüntüler bir “içsel video filmi” gibi birbirine bağlanır. Bu görüntüler daha sonra, tekrar tekrar, rahatsız edici bir biçimde göz önüne gelebilir buradaki tepkiler canlı anı tepkileri olarak tanımlanmaktadır (Ergün, 2005 s:99). Uykuya dalmada güçlük yaşayan çocuklarda bulunabilmektedir. Eğer ölüm çocuklara “uyku” tabiriyle aktarılmışsa çocukların uykuyla ölümü özdeşleştirmesi mümkündür. Bu da çocuğun uykudan kaçmasına sebebiyet verebilir. Çocuklar üzüntülerini ağlayarak, sessiz kalarak, yalnız kalmayı isteme veya istememe olarak çeşitli yollarla göstermeyi tercih edebilmektedir. Çocukların ölen kişiyle özdeşleşmesi, onu aramaya çalışması, anıları sürekli hatırlama ve aktarma gibi çabaları kaybettikleri kişiyi özlediklerini göstermektedir. Öfke ve dışa vurma davranışlarında ise çocuklarda pek çok davranışla kendini gösterebilir. Ölen kişiye kendisini bıraktığını düşünerek kızabilirler, yetişkinlerin yasa kendilerini dahil etmedikleri için yetişkinlere, diğerlerinin ve kendilerinin ölümü engelleyememesine kızabilirler. Bazı durumlarda ise problemli davranışlar (ağlama, vurma, kırma, bağırma ve benzeri) sergileyerek yaslarını yaşayabilir veya dikkat çekmeye çalışarak ebeveynlerini bu şekilde yastan çıkarabileceklerine inandıkları durumlar gözlemlenebilmektedir. Uzmanlar bu iki ihtimalle birlikte öfke ve dışa vurum davranışlarını gözlemlediklerini aktarmaktadırlar (Ergün, 2005 s.99). Çocuklar yaş dönemine göre kendilerini suçlayabilirler, sevdiklerini kurtaramadıklarını düşünerek utanabilirler. Yas sürecindeki çocuklarda dikkat dağınıklığı yaşarlar ve ders başarılarında düşüş yaşanabilir. Yaptıkları etkinliklerde hüzün gözlemlenebilir, bazı yaş gruplarında okuldan kaçma arkadaşlarıyla problem yaşama da okul sorunları arasında yerini alabilmektedir. Son başlık olarak fiziksel şikayetlerde de bedensel yakınmalar yaşanır. Çocukların üzüntü ve acısı baş ağrısı ve karın ağrısı olarak bedensel bir tepkiyle görülebilir. 

c. Görülebilecek Yas Tepkileri 

Yas sürecindeki çocuklar yukarıda aktarılan tepkiler dışında farklı tepkilerde gösterebilmektedirler. Örneğin kayıp yaşayan çocuk yaşından daha küçük davranarak gelişiminde regresyon özellikleri gösterebilmektedir. Sosyal açıdan kendini yalnızlaştırmak isteyerek kendi dünyasında tek başına vakit geçirmeyi tercih edebilir, hayaller kurarak ölen kişiyi dünyasında yaşatmaya çalışabilir. Gelecek hakkında olumsuz olarak düşüncelere dalabilir. Gelecek kendisini korkutabilir. Düşüncelerle gerektiğinden fazla zaman harcayabilir ve anlam arayışları geçmişten daha sık olarak gözlemlenebilir. Olgunlaşması gerektiğini düşünerek fazladan sorumluluk almaya çalışarak büyüyebilir. Çok daha olumlu veya olumsuz bir kişilik değişikliği yaşayabilir. Örneğin kayıptan önce şımarık ve umursamaz olan bir çocuğun kayıptan sonra daha sorumluluk sahibi, alçak gönüllü birine dönüşmesi gibi. 

YAS SÜRECİNDEKİ ÇOCUKLARA YARDIM ÖNERİLERİ 

➢ Bu süreçte çocuğa yardımcı olunabilmesi için önce çocuğun duygularını ve tepkilerini anlayabilmek gerekmektedir. Yaşanılan yas süreci uzun süreli bir süreç olabilir. Çocuğa zaman tanınması önemlidir. 

➢ Çocuğun gelişim dönemine göre tepkilerini anlamlandırarak gereken yardımı sağlayabilmek önem arz etmektedir. Örneğin beş yaşındaki bir çocuk henüz soyut dönemde olmadığı için çocuğa ölümle ilgili soyut açıklamalar yapılması onlarda endişeye sebebiyet verebilir. Bu nedenle gelişim dönemine uygun olarak soyut veya somut açıklamalar yapılmalıdır. Mecazi söylemlerden kaçınarak ölüm daha açık bir şekilde ifade edilmelidir. 

➢ 5-10 yaşındaki çocuklarda ölüm daha gerçek bir tanımdır. Ancak çocukların düşünceleri hala somut dönemde olduğu için somut kanıtlarla ölümün açıklanması daha uygun olacaktır. Örneğin; cenaze törenlerini, mezar taşları.

 ➢ On yaştan ergenliğe kadarki gelişim dönemindeki çocuklar içinse ölüm tam olarak soyut bir kavram haline gelmektedir. Ölümün normal olduğu ve herkesin başına gelebileceğini kavrarlar. 

➢ Çocuklara ölüm ile ilgili gerçekler gelişim düzeyine göre aktarılmalıdır. Yaşamın nasıl bir şey olduğu (doğum, gelişim, büyüme ve ölüm) detaylı olarak açıklanmalıdır. Açık ve dürüst tanımlar güven verici olacaktır. 

➢ Kafa karışıklığından uzak durulması amacıyla çocuklara soyut açıklamalardan uzak durun. Somut olarak gereken açıklamaları yapmaya özen gösterin. 

➢ Ölümü birden değil aşamalı olarak çocuğa bildirin. Örneğin ölmeden önce rahatsız olan biri için;hastalandı, doktora gitti, ilaç aldı ama iyileşemedi, hastaneye kaldırıldı, doktorlar onu iyileştirmeye çalıştı ama iyileşemedi ve öldü gibi. Bir açıklama yapılabilir.

 ➢ Çocuğun sorular sormasına izin verin, sorularına sabırla ve açıklıkla cevap verin. 

➢ Çocukla birlikte fotoğraf anılarına bakılabilir, mezarlık ziyaretleri yapılabilir. 

➢ Çocuktan kendi duygularınızı saklamayın ve açık olmaya, onu korkutmamaya özen gösterin. 

➢ Çocuğun üzülmesine izin verin, düzeninde herhangi bir değişiklik yapmamaya özen gösterin. Bu süreçte çocukla konuşulması büyük önem arz edecektir.

Tarih: 2024-04-09
Yazar: Sevgi Gassaloğlu