destek@sayedraterapi.com
destek@sayedraterapi.com

Sayedra Terapi > Blog > OLUMSUZ DÜRTÜLERE KARŞI BENLİK SAVUNMALARI

OLUMSUZ DÜRTÜLERE KARŞI BENLİK SAVUNMALARI

OLUMSUZ DÜRTÜLERE KARŞI BENLİK SAVUNMALARI

Benlik, bireyin kendi duygularını, düşüncelerini içeren kavramdır. Kişinin algıladığı ve oluşturduğu kendisi hakkındaki bilinçli ve bilinçdışı duyumlar yer almaktadır. Sahip olunan benliğin sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için benlik, savunmaya geçmektedir. Psikolojide, kişinin yaşayabileceği tehditlere karşı bilinçdışı olarak geliştirdiği koruyucu izlemdir. Bu mekanizmalar, kişinin psikolojik dengeyi korumasına, stresle başa çıkmasına katkı sağlamaktadır. Mekanizmalar istemsiz veya kısmen istemli olarak ortaya çıkmaktadır. Anksiyete, suçluluk, aşağılanma, utanç, üzüntü gibi bireyi rahatsız eden duyguları yok etmeye veya yumuşatmaya çalışmaktadır. Aynı zamanda bireyin işlevselliğini bozabilmektedir. Savunma mekanizmaları birçok karmaşık davranışın gerçek anlamını açıklamayı amaçlamaktadır.

Bastırma: Kabul edilebilir olmayan, uygunsuz düşüncelerin, dürtülerin, anıların ya da duyguların bilinçdışına itilmesi ve orada tutulmasıdır. Diğer bütün savunma mekanizmalarının temelinde yer almaktadır. BilinçdYadsıma (İnkâr): Benlik için tehdit olarak algılanan ve ortaya çıkacak gerçeği yok saymak, düşünce, duygu ya da istekleri bilinçdışının reddetmesi durumudur. Özür dilenen anlar, pişmanlıklar, utanç ya da suçluluk içeren geçmiş deneyimleri, yaşanmamış gibi yok sayabilmektedir. Böylece acı çektiği acılardan kaçmış olmaktadır. Öfke, kızma en çok yadsınan duygulardır.

Yadsıma (İnkâr): Benlik için tehdit olarak algılanan ve ortaya çıkacak gerçeği yok saymak, düşünce, duygu ya da istekleri bilinçdışının reddetmesi durumudur. Özür dilenen anlar, pişmanlıklar, utanç ya da suçluluk içeren geçmiş deneyimleri, yaşanmamış gibi yok sayabilmektedir. Böylece acı çektiği acılardan kaçmış olmaktadır. Öfke, kızma en çok yadsınan duygulardır.

Yansıtma (Projeksiyon): Duygu, dürtü ya da yaşam olgularını dışarıya aktarma ve yansıtmaları, kendisine karşı aynalıyormuş gibi algılanmasıdır. Kişinin içinde yadsıdığı, genel uygunluklara kabul olmayacak düşünceleri, başkalarında görür ya da başkalarının bu dürtüyü kendisinde gördüğünü sanır. İçinde öfke ve kin duyguları yer almaktadır. Kendisinde uygun bulmadığı olayları, başkasında görerek rahatladığı savunma mekanizmasıdır.

İçe atım: Özdeşimdir ve yansıtma mekanizmasının karşıtı olarak geçmektedir. Dışsal faktörün içsel kaynaklardan geliyor olarak yanlış anlaşıldığı bir süreçtir. İlkel savunma düzeneklerindendir. Karşı bireyin nitelikleri özümsenerek kendi benliğinin parçası haline gelir ve içe atımda ayrı parça olarak yer almaktadır. İntihar vakalarında yoğunluk göstermektedir. Sevgiye ihtiyaç duyan birey, kin ve nefretten kurtulmak isteyerek intihar edebilmektedir. Savunma ile ya hep ya hiç durumu yaşatılır ya da yok edilmek istenir.

Bölme: Bu mekanizma ile sevilen, hayal edilen ilişkiler ve sevilmeyenler olarak içsel olarak bölünür. Şizofreni ve sınır bozukluklarında görülebilmektedir. Şizofrenik patolojide parçalanma ve dağılmada bölme önemli yerdedir. Benlikte yaşatılan önemli nesne olan annenin, iyi ve kötü olarak iki parça halinde aynalamaması, benliğin bölünmeye uğramasına neden olmaktadır. 

Çözülme: Belirli davranışların, bireyin normal bilinçli davranış sıralamasının, bilinçdışı şekilde ayrılması ve bu davranışların kendi kendine işlev hali şeklinde ortaya çıkan savunma düzeneğidir. Bellekteki düşünce, duygu ya da çelişkilerin bağlantılı oldukları olay ve anılardan ayrılarak bağımsızlaşır, benliği etkiler. Uyurgezerlik, histerik unutmalar, çoğul kişilik gibi patolojilerde görülür. Çatışma ve bunaltıyı yatıştırır. 

Yer değiştirme: Benlikte kabul edilmeyen, çatışma ve bunaltıya sebep olan bir dürtü ya da duygunun başlıca nesnesi yerine başka bir nesneye yöneltilmesidir. Rüyalarda açığa çıkmaktadır. Sıkıntı kaynağı olan dürtü, duygu ve anılar biçim değiştirmiş simge ve sembollerle kendini gösterir. Obsesif kompulsif bozuklukta yer değiştirme önemlidir. 

Kendine Yöneltme: Kişinin hissettiği öfkeyi kendisine yöneltip, kendisine zarar vermesidir. Artan aşamalarında, birey içinde sürdürdüğü sevgi nesnesini ya da benlik saygısını yitirdiğinde intihara yönelebilmektedir.

Akla Uygunlaştırma: Kişiler yaptığı hareketlere bir neden bulmaktadır ve böylece kendilik saygısı korunmasına, sorumluluk ve suçluluk duymasından kaçınmasına yardımcı olmaktadır. Ağır kişilik bozukluklarında, alkol ve madde bağımlılıklarında sürekli kullanılır.

Karşıt Tepki Kurma: Kişi, içindeki bilinçdışı dürtü ve eğilimlerin tam karşıtı tepkiler vererek de benliğini savunup rahatlatmasına denmektedir. İdeal benlikte kabul edilmeyen dürtü ve gereksinimler aşırı baskıcı, yobaz, ahlakçı bir tutumla bastırılma denenmektedir. Obsesif kompulsif bozukluk ve anal kişiliğin savunma düzeneğidir.

Düşünselleştirme: İdeal benliğini kullanarak, bilincinde yer alan kötü anı ve düşünceleri, akılcı bilgilerle açıklamaya çalışmaktadır. Bilgi düzeyi yüksek olan, okumuş kişilerde yer alan savunma düzeneğidir. Kişi sorunlarını bilgece bir şekilde alır. Temelde iğdişlik korkusu, Oedipus kompleksi gibi sorunlar vardır. 

Yalıtma (İzolasyon): Benliğe acı veren deneyimlerin veya düşüncelerin duygusal olarak ayrılmasıdır. Kişiler, konuşmalarında kuru, soğuk ve biçimseldir. Duygusal yönü bastırılmıştır. Obsesif kompulsif bozuklukta kullanımı fazladır. 

Döndürme: Benliğe acı veren sıkıntının bedensel olarak yer almasıdır. Bayılma, kol ve bacakların tutmaması, görme ve işitme bozukluğu olarak yansıyabilmektedir. Kişi sıkıntıyı durduracak savunma mekanizmasını kullanır; sorumlulukların azalmasına ve ilgi odağı olmasını sağlar

Somutlaştırma: Belirsizliğe tahammül olmayan, sıkıntı ve stres içinde olan zihindeki olayları, somut hale getirmeye çalışmaktır. Fobilerde somutlaştırmanın rolü vardır. Cin, şeytan, büyü, nazar gibi doğaüstü güçlere inanan kişilerdeki sorun, somutlaştırma ihtiyacındandır 

Saplanma: Gelişme döneminde yaşanılan engellenme veya doyurulma, saplanma sonucu bağımlı kişilik gelişimini ortaya çıkarabilmektedir. Kişiler, herkesin kendisine bakması gerekiyormuş gibi davranarak, hep dışarıdan verilmeyi beklerler.

Gerileme: Gelişme döneminde yaşanılan kaygı, bireyi gerileme savunma düzeneğine yöneltebilmektedir. Çocuklaşma ve ilgi bekleme durumu olarak görülebilir. Şizofreni hastalarında yer alabilmektedir. Çocuklaşma anksiyeteyi azaltıcı savunmadır.

Özdeşim: Karşıt kişinin duygu, davranış, değer ve inançlarını özümseyerek kişiliğimizle bütünleştirmek olarak tanımlanır. Çocukluktan yetişkinliğe kadar kullanılan olgunlaşma ve savunma düzeneğidir. Yanlış ya da uygunsuz özdeşim, olumsuz kişilik özellikleri, cinsel kimlik bozuklukları, cinsel uyum sorunları görülme olasılığını arttıracaktır. 

Yansıtmalı özdeşim: Çocukların, ebeveynlerinin onlarda görmek istedikleri ya da kendi zihinlerinde oluşturdukları idealizeye göre geliştirmeye denmektedir.

Yüceleştirme: Bireyselci istek ve nesneleri arka planda bırakarak toplum çerçevesinde onay gören işlevselliği yüceleştirme düzeneği ile sağlamaya denmektedir. Çocukluktaki cinsel konuları öğrenme tutkusu zamanla bilinmeyeni öğrenme tutkusuna, saldırganlık dürtüsü yaratıcılık enerjisine, anneye bağımlılık ve sevilme gereksinimi sevebilme yeteneğine, uyumlu ve doyumlu cinsel ilişki kurabilmeye zemin hazırlar. Sağlıklı bir gelişme sürecinde birçok dürtü olgunlaşacak, farklı doyum yolları bulacaktır. Yüceleştirmede bilinçdışı bir sıkıntı kaynağına karşı savunma, gereksiz bir enerji kaybı yoktur. Bu nedenle yüceleştirme, anormal yanı olmayan tek düzenektir.

Diğergâmlık: Bireyin, karşılık beklemeden diğer insanlar için fedakârlık yapabilmesi, onlara yardımcı olmasıdır. Özsaygı arttırıcıdır. Huzuru sağlamak ve kaygıyı gidermek, ilişki ve dostluklar kurmak, onlara yardım etmek, destek olmak söz konusudur.

Ödünleme: Kişinin gerçek ya da imgesel eksiklerinden alan yetersizlik duygularına karşı geliştirilmektedir.

Yüceltme: Toplumca onaylanmayan dürtü, eğilim ve istekler hedeflerinden çevrilerek, toplumcu ekinliklere dönüştürür. ulaşamaycağı durumu, ulaşabileceği duruma göre çevirmektir. 

Duygusal Soyutlanma: Kişinin diğer insanlardan bağımsızlık kazanarak duygusal ihtiyaçlarının onlar tarafından etkilenmesine karşı önlem almasıdır. İlişkilerinde duygusallığa yer vermeyerek hayal kırıklığına ve incinmeye karşı korunmaya çalışır. Duygusal ihtiyaçlarını kapatırlar ve bunu güçlülük olarak yorumlama eğiliminde olurlar. 

Yapma-Bozma: Ebeveynlerin ve toplumla bağdaştırılan değerleri, kişiye uygunsuz davranışlarında ötürü kendini suçlama, yargılama ve cezalandırma sorumluluğunu yükler. Bu mekanizma suçluluk duygularına karşı geliştirilir. Dinlerdeki affedilme olgusu, insanın yaptığı yanlışların bağışlanmasına ve her şeye yeniden başlayabilmeye karşı duyduğu yoğun ihtiyacı yansıtır.

Asetizm (Çilecilik-Zahitlik): Ağırlık olarak ergenlerde görülen bir savunmadır. Kişisel veya sosyal baskılardan etkilenen bir gençte, cinsel dürtüler yoğunluğu artar; cinsiyet ve haz verici faaliyetlerden geri çekilme yaşar.

Fantezi: Kişinin bilincinde çatışmaları çözmek veya kaçmak için var olan yedektir. Erken çocukluk yıllarında hayaller, beyin fonksiyonlarının çoğunu kapsamakta ve bilinç ötesine eşdeğer olabilmektedir.

Savunma olarak bahsedilen süreçler, bireyin kullandığı kişinin mizacı, benliği, erken çocuklukta maruz kalınan aynalama eksikliği, ebeveynlerin aktardıkları olumsuz dürtülere karşılık kullanılan deneyimsel sonuçlar etkisiyle ortaya çıkar.

Tarih: 2024-04-16
Yazar: Nur Özel