destek@sayedraterapi.com
destek@sayedraterapi.com

Sayedra Terapi > Blog > Toksik Pozitiflik

Toksik Pozitiflik

İnsan düşünebilen ve hissedebilen bir canlı olarak çeşitli olaylarda olumlu ya da olumsuz duygulara kapılabilir. Bazen pozitif bazen de negatif olabilir. Negatif olmanın kabul edilmediği günümüz dünyasında ise olumsuz duyguların tamamen dışlanması ve olayların büyüklüğünden bağımsız olarak her zaman olumlu duygulara sahip olarak pozitif kalmanın bireyleri tam tersine günden güne zehirlemesi toksik pozitiflik olarak adlandırılmaktadır. ‘’Her zaman Pozitif olmak zorunda değilsiniz. Üzgün, kızgın, sinirli, korkmuş ve endişeli hissetmek tamamen normaldir. Duygulara sahip olmak sizi olumsuz bir insan yapmaz. İnsan yapar.’’ Lori Deschne Sürekli pozitif olabilir miyiz? Bazen bir parça da olsa mutsuz hissetmek, endişelere kapılmak anormal midir? Bardağa hep dolu tarafından mı bakmalıyız? Bütün bu sorulara evet cevabını verip olumsuz duyguları tamamen kapı dışı etmişsek toksik denecek düzeyde pozitifliğe kapılmışız demektir. Günümüz koşulları ve gelişen modern dünyayla birlikte birçok sorun gibi birçok kavram da hayatımıza girmiştir. Yaşadığımız sorunlara verdiğimiz olumsuz fizyolojik ve psikolojik tepkileri önlemek amacıyla olumsuz duyguların reddedilerek her duruma karşı olumlu ve pozitif tepkiler verme çabası ‘’Toksik Pozitiflik ‘’ olarak adlandırılmaktadır. Biz insanları diğer canlılar ve robotlardan ayıran en önemli yönlerimiz duygularımız ve düşüncelerimizdir. Duygu en genel tanımıyla insanların yaşadıkları olaylara ve durumlara karşı verdikleri içsel tepkilerdir. Tüm dünyada ortak olarak kabul edilen 6 temel duygu vardır: öfke, mutluluk, korku, tiksinme, şaşkınlık ve üzüntü. Bunlar incelendiğinde korku, öfke, üzüntü ve tiksinme duyguları dünya genelinde olumsuz olarak sınıflandırılan duygulardır. Dolayısıyla baktığımızda çeşitli olaylara karşılık olarak bu duygusal tepkileri vermek son derece evrensel ve doğaldır. Bunun yanında olaylara verdiğimiz duygusal ve zihinsel tepkiler bize özeldir. Herkesin olaylar karşısında tutum ve tepkileri farklıdır. Duygularımız bizi biz yapar. Dolayısıyla duygularımızı tanıyarak kendimizi tanır ve olaylara uygun ve dozunda tepki verebiliriz. Ancak geçmiş ve bugün incelendiğinde olumsuz duygulara sahip olmak genel olarak kabul edilmemektedir. Başımıza gelen olayın büyüklüğü ya da yıkıcılığı fark etmeksizin olumlu düşünmemiz ve hissetmemiz gerektiği bize sürekli aşılanmaktadır. Unutmamak gerek ki bizler birer birer robot değil insanız. Bazen düşeriz, bazen çok mutlu olur yerimizde duramayız. Önemli olan düşmek değil düştüğümüzde kalkabilmek, kendimizle ve duygularımızla barışabilmektir. Toksik pozitiflikte ise olumsuz duyguların tamamen dışlanarak olaylara hep bardağın dolu tarafından bakılması daima pozitifliğin korunması gerektiği düşüncesi hakimdir. Örneğin, • Depremde evimizi kaybettik, bütün anılarımız gitti. Kendimi umutsuz hissediyorum… Toksik pozitif cevap: En azından yaşıyorsun, olumlu bak. • Kendimi biraz kötü hissediyorum. Toksik pozitif cevap: Niye, senin kötü hissedebileceğin ne var ki? Örneklerde görüldüğü gibi toksik pozitiflikte bireyin hissettiği duygular dışlanır, anlamsız kabul edilir. Dolayısıyla birey yalnızlık ve suçluluk duygularına kapılmaktadır. Sonrasında bunu önlemek amacıyla o da toksik pozitif birey olarak zincirin bir halkası haline gelir. Hissedilen olumsuz duygu ve düşüncelerin bastırılması sonucu hislerime ve kendiliğe yabancılaşılır. Olumlu hissedilmeyen her duyguda suçluluk ve utanç duyulur. Bunun sonucundan anksiyete, depresyon gibi çeşitli psikopatolojilere yeterli zemin hazırlanmış olur. Böylelikle olumlu hissetmeyi aşılamaya çalışan toksik pozitiflik psikolojik iyi oluşumuzu tam tersine olumsuz etkilemiş olur. Ayrıca sosyal ilişkilerimizi de son derece olumsuz etkileyerek gitgide büyüyüp rekabetçi, huzursuz bir toplum oluşmasına da neden olabilmektedir. Elbette pozitif olmak bedensel ve zihinsel sağlığımız için önemlidir. Ancak duyguları yerinde ve dozunda yaşamak da bu sağlığın bir parçasıdır. En sevdiğimiz kıyafet yırtıldığında öfkelenebilir, sevdiğimiz bir yakını kaybettiğimizde üzülebiliriz. Bütün bu duygular mutluluk kadar hayatın içinden ve doğaldır. Dozunda ve yerinde yaşanan her duygu gereklidir. Mutluluk kadar mutsuzluk da deneyimlenerek hayat anlamlandırılabilir. Yani kısacası pozitif olmak da dozunda olduğu sürece güzeldir. Aksi takdirde zehirleyici ve yıkıcı olabilmektedir. Olumlu ya da olumsuz fark etmeksizin bütün duygularla barışılmalı ve yaşanmalıdır. Mükemmel olmak, her zaman pozitif olmak zorunda değiliz. Bizler insanız. Elbette farklı duyguları yaşayabiliriz. Sağlıklı olan, sadece ‘’iyi’’ hisleri değil bütün duyguları kucaklayıp gerçekten ne hissediyorsak o şekilde davranmaktır. 

Tarih: 2024-03-10
Yazar: Nur Dunuk